3 Kasım 2009 Salı

EDEBİYAT NEDİR

EDEBİYAT NEDİR?
Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir.
Edebiyat düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak tanımlanabilirse de her anlatı her metin edebiyat tanımı içerisine sokulmaz. Amacı okuyucuya estetik bir lezzet sunmak değil de onu bir konuda aydınlatacak teknik bilgileri içeren yapıtlar (bilimsel makale veya kitaplar, gazete haberleri gibi) edebiyat tanımı dışında değerlendirilirler. Bununla birlikte bazı otoriteler bilimsel yapıt ve haberlerin edebi değer taşıyabilecek nitelikte olabileceği gibi sanatsal kaygı taşımayan şiirlere de rastlanabileceğini belirterek bu tanıma karşı çıkmışlardır.
Konuşma ve düzyazı dilinde dil; doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla ya da eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır, uçarıdır, aradan kaybolur gider.

Oysa edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır; dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler. Konuşma ve düzyazı da olduğu gibi insanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz; uçarı hale gelmez. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi değer kazanır.
Bu anlamda edebiyatın özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
Ø Edebi eser, okuyanı etkilemelidir.
Ø Anlatımı güzel, düşüncesi sağlam ve özlü olmalıdır.
Ø Eser estetik ölçüler içinde, belli bir sanat anlayışına uygun yazılmalıdır.

EDEBİYATIN AMACI
Sanatı göz önüne serip,
Sanatçıyı gizlemek sanatın amacıdır.
(Oscar WILDE)

Edebiyatın amacı, insanı insana anlatan, insana seslenen, insanı daha da insanlaştırmayı amaç edinen edebiyat eserleriyle, belli bir toplumun özel diliyle yaratıldığı için önce o toplumun duygu ve düşüncelerini iletmektir. Gerçekten bir edebiyat eseri için asıl sakınca, yerel ve bölgesel kalmaktır. Ama edebiyat eserleri bir dilden ötekine değerini yitirmeden çevrilebilir, çoğaltılabilir, ulusallığı oranında evrensel bir nitelik kazanabilir.
Bütün sanat ürünleri, toplumsal yaşamda duygu ve düşünce, beğeni ve inanç, ülkü ve coşku birliği yaratmayı, toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir.
Fischer’in deyişiyle “toplumsal ilişkilere ışık tutmak, yoğunlaşan toplumlardaki insanları aydınlatmak, insanların toplumsal gerçekleri tanıyıp değiştirmelerine yardım etmek…” edebiyata düşen en büyük bir görevdir.
Edebiyatın tanımı ve amacında da gördüğümüz gibi; bazı yazıların edebiyat olamayacağı, çünkü edebi bir metinin insanı ve onun çevreyle olan ilişkisini estetik bir dille anlatması gerektiği, amaç olarak evrensel bir şekilde toplumsal ilişkilere ışık tutmayı seçmesi gerektiği söylense de bu konuda kesin bir karara varılmamıştır. Edebiyatın öznel olduğu ve bu nedenle bir kesin bir tanımı olamayacağı söylenmiştir. Aşağıda göreceğiniz örneklerde ne tür metinlerin edebiyat olduğu, ne tür metinlerin edebiyat olmadığı tartışılmıştır.

1. Orhan Veli Kanık’ın ‘Cımbızlı Şiir’i:
‘Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya’
Bir kamyon yazısı örneği:
'Kamyon çeker 10-20 ton
Gönlüm çeker Paris Hilton'

İki örnekte de yalın bir dil kullanılmış, duygu ve düşünceler iletilmeye çalışılmış, estetik ölçüler içinde yazılmıştır. Birinci örnek belli bir sanat anlayışı içinde, toplumsal sorunlara değinmiştir. İkinci örnekte belli bir sanat görülmemekte, sadece kişisel düşünceler gelişigüzel bir şekilde yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle, kamyon arkası yazılarda sanat aramamız ve onların edebi eser olduğunu iddia etmemiz yanlış olur.

2. Nazım Hikmet Ran’ın ‘Herkes Gibi’ adlı şiirinden:
‘Maziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin’
Bir duvar yazısı örneği:
'Dünya bir tiyatro dediler
Bana rolümü verdiler
Önce sev sonra terk et dediler.'

Örneklerden de anlaşılacağı gibi Nazım Hikmet’in şiirinde sanatsal bir yapı görünürken aynı durum duvar yazısında söz konusu değildir. Bu yüzden, duvar yazılarına edebi eser diyemeyiz.


3. Peyami Safa’nın ‘Bir tereddüdün Romanı’ adlı eserinden:
’Mualla kendisine çok tavsiye edilen bu kitabı okumakta hâlâ tereddüt ediyordu. Yapraklarını çevirdi. 'Beni yalnız bırakmayınız!' diye başlayan bir sahifenin yukarısından ortalarına doğru gözleri, satırların basamaklarını ikişer üçer altı yaprak aşağıya kadar inmişti. Bir kaç yerde hep aynı cümle: 'Beni yalnız bırakmayınız’...

Bir ilaç prospektüsü:
‘Diğer plazma proteinlerine bağlanan ilaçlarla birlikte kullanıldığında mefenamik asit dozunun ayarlanması gerekebilir. Mefenamik asitle birlikte antikoagülan kullanılacaksa, kullanılacak antikoagülanın dozunun azaltılması gerekebilir.’

Daha önce de söylediğimiz gibi, amacı okuyucuya estetik bir lezzet sunmak değil de onu bir konuda aydınlatacak teknik bilgileri içeren yapıtlar (bilimsel makale veya kitaplar, gazete haberleri gibi) edebiyat tanımı dışında değerlendirilirler. İlaç prospektüsleri de okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla yazılmış, içinde tıbbi terimler içeren metinler oldukları için edebi eser olarak değerlendirilmezler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder